Çocuk felcine karşı bir doz barış lütfen

Çocukluğumun ilk yıllarını geçirdiğim mahallede, yan komşumuzun büyük kızı vardı: Bahar Abla. Pek sokağa çıkmaz, çok az konuşur ve bir ayağını sürüyerek yürürdü. Niye yürürken ayağını sürüdüğünü sorduğumda annem: ”küçükken çocuk felci geçirdiğini” anlatmış ve çocuk aklımda çok kötü bir hastalık olarak yer etmişti çocuk felci. İşte şimdi o hastalığın, çocuk felcinin bizim sınırlarımızdan içeri girecek olma ihtimali var.

 

çocuk felci

 

Her şey Dünya Sağlık Örgütü WHO’nun 19 Ekim’de, savaşın dağıttığı Suriye’de şüpheli çocuk felci vakalarının görülmeye başlandığını bildirmesiyle ortaya çıktı. Örgüt, bu duyurunun ardından 29 Ekim’de Suriye’de görülen 22 flask felç vakasında polio (çocuk felci) virüsünün izole edildiğini açıkladı. Vahşi polio, 1999 yılından bu yana ülkede görülmemişti ve savaş nedeniyle aşılamanın aksaması nedeniyle bu salgının çıktığı öngörülüyordu.Vakaların çoğu 2 yaşın altındaydı. Dünya Sağlık Örgütü aynı raporda mevcut iç savaş nedeniyle yaşanan bölgesel hareketliliğe dikkat çekiyor ve salgının uluslararası yayılımını yüksek risk olarak belirtiyordu.

 

Aynı tarihlerde Dünya Sağlık Örgütü’nün bir yetkilisi,  Whasington Post’a,  bildirilen  22 kesin vakanın; buz dağının sadece görünen yüzü olduğunu, örneklemeyi bekleyen pek çok şüpheli vaka olduğunu aktarıyordu. Savaş, sadece ülkedeki çocukları değil, bölgedeki ve aşılanması zayıf bazı Avrupa ülkelerindeki çocukları da etkileyebilirdi.

Dünya Sağlık Örgütü bölgedeki 7 ülkede, 22 milyon çocuğun aşılanmasını planladığını açıkladı. Bunu takiben Sağlık Bakanlığı, Suriye’ye komşu tüm iller ve Adana’da bir çocuk felci aşısı kampanyası başlatma kararı aldı. 18-24 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek aşı kampanyası ile Kilis, Gaziantep, Şanlıurfa, Şırnak, Mardin, Hatay ve Adana’da 5 yaş altı tüm çocuklara ve ülkemizdeki tüm Suriyeli çocuklara çocuk felci aşısı uygulanması planlanıyor.

Ülkemizde 1963’ten beri çocuk felci aşısı uygulanmakta. Türkiye, 2002’de Dünya Sağlık Örgütü’nden Avrupa Bölgesi ile birlikte çocuk felcinden arındırılmış ülke sertifikası aldı. O tarihten şu ana kadar bildirilmiş bir çocuk felci vakası bulunmamakta. Ama son vakanın görülmesinin üzerinde 15 yıl geçmesinden sonra çocuk felci olasılığının adının bile telaffuz edilmesi çok acı…Oysa ki insanlığın çocuk felcine karşı verdiği savaş, dünya tarihinin büyük başarılarından biriydi. 1988 yılında tüm dünyada 345000 olan çocuk felci vaka sayısı etkin aşılama kampanyaları sayesinde 2012’de 223’e düşümüş; Dünya, 3 ülke (Afganistan, Pakistan, Nijerya hariç çocuk felcinden arındırılmıştı. Tıp fakültesinde öğrenciyken artık görülmeyen bir hastalık olan çocuk felcinden bazı derslerde üstün körü bahsedilmiş; 5 yıllık pediatri eğitimim boyunca ise adı bile anılmamıştı. Çünkü POLİO ARTIK ÜLKEMİZDE GÖRÜLMÜYORDU. Dünyadan silinmesine ise çok az zaman kalmıştı. Çocuk felci de tıpkı çiçek hastalığı gibi tarihin tozlu raflarındaki yerini alacaktı. Ama şimdi Suriye’deki iç savaş nedeniyle Dünya belki de yeni bir salgınla karşı karşıya. 2011’de başlayan iç savaş sonrası aşılanamayan çocuklar, temiz ve güvenilir içme suyu ve besin kaynağına ulaşamama, kontrol edilemeyen sınır hareketleri kızamık, ishal salgınlarından sonra çocuk felci salgınına da yol açmış görünüyor.

Mecburi hizmetim sırasında, savaşın annesiz, babasız, sakat bıraktığı, körpecik bedenine sayısız kurşun işlenmiş, ishalden, zatüreden ölen çok cocuk gördüm. Açlıktan ve susuzluktan organ yetmezliğine girmiş, iç organları ağır silahlarla parçalanmış çocukları kurtarmaya çalıştım. Ama çocuk felci hiç görmedim. Bundan sonra da hiç görmem inşallah. Bizim kuşak hekimlerin hiç karşılaşmadığı bir hastalık çocuk felci. Ve eğer barışı tesis edemezsek çocuk felci olmasa bile pek çok hastalık ve salgınla savaşmaya devam edeceğiz. Barış lütfen! Şimdi ve acilen! Bütün Ortadoğu daha çok bebek mezarıyla dolmadan…