Mutlu sonla biten bir yenidoğan yoğun bakım hikayesi

Prematür  Hikayeleri’nin bu bölümünde 3 çocuk annesi, İzmir’li bir anne olan Sema Tan ve onun 32 hafta, 1200 gram doğan oğlu Barış’ın hikayesi var. Sema, bebeğini kaybetme korkusuyla geçirdiği zorlu hamileliğini ve sonrasında minik kahramanının hayata tutunma mücadelesini bizlerle paylaştı.

Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
Evli ve 3 çocuk annesiyim. Çocuklarım olduktan sonra işimden ayrıldım (televizyon program sunuculuğu). Günlük hayatım kızlarımın okul koşuşturmaları ve oğlumun yoğun temposuyla geçiyor. Hafta sonları ise bir sosyal sorumluluk projesinde görev alıyorum: Türgök (Türkiye Görme Özürlüler Kitaplığı) okuma stüdyolarında çeşitli kitaplar, okuyup cd haline dönüştürüyoruz.

Hamilelik haberini nasıl öğrendiniz, eşin ve sen nasıl karşıladınız haberi?
Hamilelik haberini öğrendiğimde sürpriz olmuştu. Kızlarım eşim ve ben çok sevinmiştik, ailemize yeni, küçük bir bebek katılacaktı .

Nasıl bir hamilelik süreci yaşadınız?
Hamilelik sürecim sıkıntılı başlamıştı, hamile kaldığımdan  itibaren düşük riski taşıyordum. Hamileliğimin 3. ayına kadar iğnelerle idare ettik. Sonrasında tam rahatladım derken doktorum rutin yapılan testler sonucunda amniyosentez yapmamız gerektiğini söyledi. Amniyosentez, riskli bir işlemdi ve bebeği kaybetme riski vardı. Sonuçta doktorum itina ile hiç hissettirmeden başarılı bir şekilde işlemi gerçekleştirdi; sonuçlar normal çıkmış; çok sevinmiştim. Bir hafta sonra kanamam başladı. Amniyosentezden sonra kanama görülebilirmiş. Bir buçuk ay yatak istirahatinden sonra düşük riskim tamamen kalkmıştı. Artık hamileliğim ilerlemişti 6. aya girmiştim ve oğlumun cinsiyeti belli olmuştu. Doktorum  rutin kontrollerde oğlumun kilo verdiğinden ve çok tehlikeli bir durum olan preeklampsi (gebelikte yüksek tansiyon, ödem ve idrarda protein artışı ile seyreden bir durum) riskim olduğundan bahsediyordu. Artık dışarı çıkmak istiyordum, aylardır kızlarımla vakit geçirmeye hasret kalmıştım. Nihayet o akşam aylar sonra dışarı çıktık, ailecek yemek yedik, kızlarımla alışveriş yaptık, kardeşlerine bir gömlek aldık.  Çok mutlu oldum. Ertesi sabah bir baş ağrısı ile uyandım. Neydi bu Allah’ım geçmek bilmedi günlerce. Tansiyonum sürekli yüksek çıkıyordu.  Bir hafta böyle devam etti. Ayağı kalktığım gibi gözlerim çift ve bulanık görmeye başlamıştı. Tam her şey çok iyi gidiyor derken artık preeklampsi olmuştum. Sıkıntılı günler geri gelmişti. Günlerimi evde ağrılar içinde geçiriyordum. Baş ağrılarıma bir de midemden sırtıma kadar yayılan sancılı ağrılar eklenmişti. Ertesi sabah eşim işe gitmişti, kendimi çok kötü hissedince hemen eve gelip beni hastaneye götürdü. Dayanılmaz ağrılar yaşıyordum. Bir hafta hastanede yattım. Ağrılarım ve şikayetlerim devam ediyordu. Doktorum ağrılarının doğum yapınca ancak geçeceğini, bebeğim için katlanmam gerektiğini söylüyordu. Canım kızlarım, hep gözümün içine bakıyorlar; hastane odasında  benim ağrılarıma üzülüyorlardı.

Bize doğum hikayenizi anlatabilir misiniz?
Artık bebeğimin kalp atışları zayıflamıştı ve doğum hazırlığı başlamıştı. Ben biraz kaygılıydım ama annemle erkek kardeşim İstanbul’dan  acilen doğumum için yanıma geldikleri için de mutluydum. Annemle kardeşime sarıldım ve gözyaşlarıma hakim olamadım. İki kızımı normal doğumla dünyaya getiren ben, bu kez doğumdan çok korkuyordum. Çok zorlu bir hamilelik yaşamıştım. Oğlum içimde günden güne kilo kaybediyordu, nasıl korkmasaydım? Ama yine de umutluydum, oğlumu sağlıkla dünyaya getireceğimi hissediyordum. Annemlerin yanımda olması, eşimin kızlarımın elimi tutması beni cesaretlendirmişti. Doktoruma da çok güveniyordum.  Annelerin doğum anında  doktorlarına güvenmeleri çok önemlidir ve doğuma hazırdım. İşte bizim doğum hikayemiz acil bir şekilde sezaryene alınmam ile başladı. Oğlum, 1200 gram doğdu ve hızla yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. Doğum sonrası bütün ağrılarım geçmişti ve yeniden dünyaya gelmiş gibiydim ama oğlum yanımda yoktu.

Hastane günlerinden biraz bahsedebilir misin?
Doğumun ardından, küvöz günlerimiz başlamıştı. Eşim ve çocuklarımla birlikte her gün onu görebilme umuduyla pompayla sağdığım sütlerimi götürüyorduk yenidoğan yoğun bakıma. Onu her gördüğümde tüm sıkıntılarım aniden yok oluyordu. Oğlumu o haliyle küvözde görmek beni çok üzüyordu. Tam 27 gün sütlerimi pompalayarak oğluma götürdüm ama bir türlü yakından göremedim. Sağlıklı olduğu haberini almak  bile bana yetiyordu.  Kendi kendime hep bugünlerin geçeceğini söylüyor ve oğlumu sağlıkla evimize götüreceğimiz günleri hayal ediyordum.

yenidoğan yoğun bakım

Oğlunuz kaç gün kaldı küvözde? İlk ne zaman kucağına aldınız, ne hissettin?
Oğlum tam 27 gün küvözde kalmıştı. Onu kucağıma ilk aldığımda  1500 gram olmuştu ama bana  göre halen çok minikti. Kulakları bile yapışıktı kucağıma aldığımda.  Ağladım. Nasıl bakacaktım? Başarabilecek miydim?

Eve ne zaman gelebildiniz? Evdeki ilk günleriniz nasıldı?
Eve 27 günün sonunda gelebildik. Taburculuk haberini alır almaz hemen  büyük bir heyecanla eve gelip çocuk doktorunun önerileri doğrultusunda odanın ısısını ve hijyenini sağlamıştık.  İlk günler çok yorucuydu. Çünkü oğlumun emme refleksi oluşmadığı için sütümü pompalayarak  biberonla besliyordum ve bu şekilde 5 ay kadar devam ettim. Her yeni bir güne yeni bir umutla başladım. Oğlumu eşimin desteğiyle, uykusuzluğa ve yorgunluğa aldırmadan, kızlarımın ilgisini ve sevgisini eksiltmeden büyütmeye çalıştım. Geceleri uyanamam korkusuyla alarm kuruyordum. Barış, 5. ayına gelince  kendisi memeyi emmeye başladı.

yenidoğan yoğun bakım

Doktorlara sağlık çalışanlarına, söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Doktor ve sağlık çalışanlarımızın emekleri maddi ve manevi olarak karşılanmaz, onların yaşamımızda büyük emekleri var. İyi ki varlar..

Mevcut yenidoğan yoğun bakım sistemi hakkında düşünceleriniz neler?
Yenidoğan yoğun bakım sistemlerinin önemini oğlum küvözde kaldığı zaman daha iyi anladım. Oradaki doktorların, hemşirelerin yorulmak bilmelksizin her bebekle aynı özveriyle ilgilendiklerini görünce duygulanmıştım,. Bizler şanslı anneleriz çünkü bulunduğumuz şehirlerde iyi şartlarda yenidoğan yoğun bakım üniteleri var. Umarım bir gün tüm şehirlerimizdeki prematür  bebek annelerinin de,  bebeklerini başka illerdeki yenidoğan yoğun bakım ünitelerine  göndermek zorunda kalmayacakları şartlar  sağlanabilir. Lütfen tüm şehirlerimizde  yeterli şart ve donanımda yenidoğan yoğun bakım üniteleri açılsın.  Minicik prematüre bebeklerimiz Doğu ve Güneydoğu illerimizde de  hızla sağlığına kavuşsun.

Prematür annesi olmanın getirdiği zorluklar neler?
Prematüre bebek annesi olmanın tabi ki zorluklarıyla karşılaştım.  Öncelikle düşük doğumlu olduğu için vücut direnci çok düşük ve çabuk hastalanıyor.  Katı gıdalara geç başladığımız için yaşıtlarından sonra besinleri aldı.  Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde  kaldığı için yüksek göz numarası nedeniyle gözünde kayma problemi oluştuve gözlük takıyor. Çok şükür bunların dışında şu an itibariyle sağlıklı bir çocuk.  Büyütmek için çabalıyoruz .

Bize biraz Barış’tan  bahsedebilir misin? Neler yapmaktan hoşlanır?  
Oğlum, 2.5yaşında mutlu ama sabırsız bir çocuk. Herşeyi hemen başarmak ,yaşıtlarıyla arasındaki farkı kapatmak ister gibi…Herşeye çok meraklı. Özellikle kalem tutmaya, resim çizmeye, oyuncak arabalara ve müzik dinlemeye  çok meraklı. Ablalarıyla İngilizce şarkılar söylemeye bayılıyor ve çok sevecen, çok sosyal. Onunla her çocuk gibi hergün yeni şeyler keşfediyoruz ve bunları sizlere anlattığıma bile şükrediyorum. Oğlumun  o zorlu döneminde her gözümü kapattığımda onunla bugünlerin hayalini kuruyordum …

Doktorlara sağlık çalışanlarına, söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Doktor ve sağlık çalışanlarımızın emekleri maddi ve manevi olarak karşılanmaz, onların yaşamımızda büyük emekleri var. İyi ki varlar..

Mevcut yenidoğan yoğun bakım sistemi hakkında düşünceleriniz neler?
Yeni doğan yoğun bakım sistemlerinin önemini oğlum küvözde kaldığı zaman daha iyi anladım. Oradaki doktorların, hemşirelerin yorulmak bilmelksizin her bebekle aynı özveriyle ilgilendiklerini görünce duygulanmıştım,. Bizler şanslı anneleriz çünkü bulunduğumuz şehirlerde iyi şartlarda yenidoğan yoğun bakım ünitesine ulaşabiliyoruz. Umarım bir gün doğu illerimizdeki prematür  bebek annelerinin de  bebeklerini başka illerdeki yenidoğan yoğun bakım ünitelerine  göndermeyecekleri şartlar  sağlanabilir. .Lütfen tüm şehirlerimizde  yeterli şart ve donanımda yenidoğan yoğun bakım üniteleri açılsın.  Minicik prematüre bebeklerimiz Doğu ve Güneydoğu illerimizde de  sağlığına kavuşsun.

Prematür annesi olmanın getirdiği zorluklar neler?
Prematüre bebek annesi olmanın tabi ki zorluklarıyla karşılaştım.  Öncelikle düşük doğumlu olduğu için vücut direnci çok düşük ve çabuk hastalanıyor.  Katı gıdalara geç başladığımız için yaşıtlarından sonra besinleri aldı.  Yenidoğan yoğun bakım ünitesinde  kaldığı için yüksek göz numarası nedeniyle gözünde kayma problemi oluştuve gözlük başladık. Çok şükür bunların dışında şu an itibariyle sağlıklı bir çocuk.  Büyütmek için çabalıyoruz .

Bize biraz Barış’tan  bahsedebilir misin? Neler yapmaktan hoşlanır?  
Oğlum, 2.5yaşında mutlu ama sabırsız bir çocuk. Herşeyi hemen başarmak ,yaşıtlarıyla arasındaki farkı kapatmak ister gibi…Herşeye çok meraklı. Özellikle kalem tutmaya, resim çizmeye, oyuncak arabalara ve müzik dinlemeye  çok meraklı. Ablalarıyla İngilizce şarkılar söylemeye bayılıyor ve çok sevecen ,çok sosyal. Onunla her çocuk gibi hergün yeni şeyler keşfediyoruz ve bunları sizlere anlattığıma bile şükrediyorum. Oğlumun  o zorlu döneminde her gözümü kapattığımda onunla bugünlerin hayalin kuruyordum .

Son olarak bize ne söylemek istersin?
Elif hanım, öncelikle hem çocuk  doktoru, hem  anne, hem de blogger olarak  bizleri bilgindirdiğiniz için ve bizim prematüre anneler olarak duygularımızı kaleme almamızı sağladığınız  için sonsuz teşekkürler….

Sema Hanım’a hikayesini bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyorum.

Prematür hikayelerinin diğerlerini şuradan okuyabilir, siz de hikayenizi Güncel Anne okuyucularıyla paylaşmak isterseniz buraya mail gönderebilirsiniz.