Okula başlama yaşı hakkında

okula başlama yaşı

Geçen hafta şu yazımda Çağın’ın Kasım 2010 doğumlu olduğunu ve gelecek eğitim öğretim yılında okula başlatıp başlatmama konusunda kararsız kaldığımızı anlatmış ve ”Çağın sınıfın büyüğü mü yoksa küçüğü mü olsun?” diye sormuştum. Aynı soruyu Güncel Anne’nin Facebook ve İnstagram hesaplarında da sordum. Pek çok yorum ve öneri geldi. Bizim durumuzda olan annelerin  bir kısmı, tıpkı bizim gibi okula başlama yaşı konusunda karasızdı. Ama çoğunluğu çocuklarını bir sene sonra yani 2011 doğumlular ile  başlatmayı düşünüyorlardı.  Yorumlardan biri de öğretmen arkadaşım Selda Can Altuğ tarafından yapılmıştı.

Selda, daha sonra da Facebook’taki Okuyan ve Okutan Anne: Çınar’ın Annesi sayfasında okula başlama yaşı ile ilgili  ile ilgili şu yazıyı paylaştı:

Yorumları okuduğumda genel olarak yüksek bir oranla velilerin ve öğretmenlerin; çocuğun mümkün olduğunca okula geç başlaması yani 72+ aylık gönderilmesi gerektiği yönünde görüş belirtmişler.
Benim düşüncem de bu yönde…

Bir sınıf öğretmeni ve üst üstte bir kaç yıl 1. sınıf okutan biri olarak, özellikle 2012 yılında başlatılan küçük yaş grubu öğrencilerin 1. sınıfa başlamaları yönündeki karar doğrultusunda en küçüğü 60 aylık olan öğrencilerle çalıştım… Dolayısıyla zorluğunu az çok deneyimledim… Peki biz bu öğrencilerle ne mi yaşadık? ;

1. Okula ve okul kültürüne uyum sorunu yaşadık.

2. Anneden ayrılma kaygısının en üst düzeyde yaşandığı öğrenci kitlesinin bu yaş grubu olduğu; kaygı ve stresin okul başarısını uzun vadede etkilediği gözlemledik ( Dikkat! Bu bilimsel bir veri değildir, sadece bir gözlemdir )
3. Henüz oyuna ve oyuncaklara doyamamış olan çocuğun okulda bilgi öğrenmekten ziyade oyun oynamak istemesini ve dersin ortasında ben parka gitmek istiyorum diyerek ağladığına çok şahit olduk.
4. Henüz parmak kasları gelişmediğinden, ince motor becerisi gerektiren kalem tutma ve yazı yazma çalışmalarında oldukça zorlandıklarını gördük ve çook uzun bir süre okuma-yazma çalışmalarından ziyade bu becerilerini kazanmalarına yönelik çalışmalar yaptırmak zorunda kaldık.
5. Özellikle kırsal kesim ilköğretim okullarında olan çocuklar için çevrenin verdiği kısıtlama ve yetersiz imkanlar nedeniyle soyut kavramları algılama ve öğrenmede cok büyük zorluklar yaşadığımızı farkettik.
6. Yine kırsal kesimde Anaokulu geçmişi olmayan ve ailesinin zoruyla okula devam eden küçük yaş grubu çocuklarda tuvalet alışkanlığı kazandırmada maalesef yol katedemedik. Tuvalet için izin alıp okul bahçesine tuvaletini yapan öğrencilere müdahale ettik, okulun bir tuvaleti olduğa alıştırdık ama temizlenmeyi maalesef öğretemedik.
7.Ders sırasında uykusu gelip uyuyakalan sevgili bıdıklarla karşılaştık.
8. Henüz parmak kasları tam olarak gelişmediği için yazı yazarken çok çabuk yorulan ve hatta yazı yazmak istemeyen öğrenciler gördük.
9. Haklı olarak henüz kendi ihtiyaçlarını gideremeyen, eşyasına sahip çıkmayan ve dolayısıyla hergün bir şeyini kaybeden ve bunu için ağlayan çocuklar ile karşılaştık.
10.Arkadaşlarıyla yeterli iletişim becerisi kuramayan ve oyun oynarken kurallar gereği oyundan çıkartılan çocuğun bu sorumluluğu kaldıramayıp okuldan kaçmak istemesine hatta kaçmasına şahit olduk.
11. Bu çocuklarda kavram öğretiminde çok sıkıntı yaşadığımızı, hiçbir koşulda olaylar hakkında sebep-sonuç ilişkisi kuramadıklarını, dil gelişimini tam anlamıyla tamamlayamayan öğrencilerin hala bebeksi konuşma şekilleriyle kendilerini ifade etmeye çalışmalarını kaygıyla izledik.
12. İşlemsel ve soyut düşünmenin tam olarak gelişmemesi, bu yaş grubu çocuklarda dikkatin kısa süreli olması dolayısıyla akademik anlamda başarısızlık yaşayan ve kendi yaş grubu açısından değerlendirildiğinde hiçbir sıkıntısı olmayan ve yaşından beklenen davranışları sergileyen çocukların okuldan beklenen davranışları sergileyemedikleri ve bu nedenle de eminim bir çok öğretmen arkadaşım tarafından “dikkat eksikliği var” veya “bu çocuk hiperaktif” şeklinde tanımlamalara maruz kaldıklarını şahit olduk.gibi, gibi, gibi.. Örnekler çoğaltılabilir.. Tabi tüm bunlar ve yaşanılanlar ülkemizin eğitim politikasının değişkenliği ve tam anlamıyla bir sistemi benimseyememiş olmamızdan kaynaklanıyor.Yukarıda yaşadığımız sıkıntılar genel olanlar..
Tabiki saydığımız bu problemleri okula erken başlayan her çocuk yaşayacaktır diye bir kaide yok, olamaz da.. Her birey; büyüdüğü aile, yaşadığı çevre ve kendi özellikleri doğrultusunda değerlendirilir…Peki okula erken başlayıp sorun yaşamayan, sıkıntısız bir eğitim süreci geçiren öğrencilerim olmadı mı? Tabi ki oldu.. 60 aylık okula gelip kendisinden daha büyük arkadaşlarına göre daha başarılı olan, daha çabuk okuma-yazma öğrenen öğrencilerim de oldu…Bir diğer nokta da; velilerde genel olarak okula erken başlayan çocuklar fen ve matematik gibi derslerde başarısız Türkçe gibi sözel derslerde başarılı olurlar şeklinde bir kanının var olması. Ben bunun doğru bir yaklaşım olmadığı düşüncesindeyim. Okul başarı ve başarısızlığını; gidilen okulun eğitim yaklaşımı ve kalitesi, sınıf öğretmenin değeri, tutum ve davranışları ile bireyin zeka ölçüsünün belirlediği kanaatindeyim. Okula erken başlayan öğrenciler başarısız geç başlayanlar da başarılı olurlar şeklinde bir genel yaklaşımın doğru olduğunu kabul edebilmemiz için bu konu üzerinde çalışılmış ve sonuçlanmış bilimsel kanıtlara ve çalışmalara ihtiyaç olduğu kanısındayım… Bilimsel verilere dayanmayan bu tarz düşünceler, tüm gelişim basamaklarını sağlıklı bir biçimde tamamlamış ve dolayısıyla okula başlamasında herhangi bir sakınca görmeyen gönül rahatlığıyla; örneğin 67 aylık çocuğunu okula göndermeyi düşünen anne ve babaların kafasında soru işaretleri bırakabilir..Bu çok ince bir çizgi… Doğru karar vermek için detaylı olarak düşünmek ve çocuğunuzu çok iyi tanımanız ve irdelemeniz gerekir diye düşünüyorum.
Buradaki temel yaklaşım bence; okul öncesi kurumuna devam etme kararı verdiğinizde bu kararınızın çocuğunuz hayatında fark yaratacağına inanmaktır.
Çünkü uzun dönem anasınıfına devam eden öğrencilerimde gördüğüm en büyük sıkıntı yapılmış olan etkinliklerin, 1. sınıfta devamı gerçekleştiğinde veya benzerleri yapıldığında çocuğun yapmak istememesi, çabuk sıkılması, “Boyama mı yapacağız? Biz anaokulunda çok yaptık, ben boyamak istemiyorum.” şeklinde tepki göstermeleri.

Dolayısıyla; çocuğunuz fiziksel olarak akranlarına göre daha gelişmiş ise, bilişsel ve duygusal gelişimini tam olarak tamamlamışsa, kendini sağlıklı ve doğru bir biçimde ifade etmesini sağlayan dil gelişimi yeterliyse, genel anlamda yaşıtlarıyla iletişim problemleri yaşamıyorsa, okulöncesi kurumda okuma-yazma becerisi öğrenmişse, okula başladığında ciddi sıkıntılara sebep olabilecek sağlık sorunlarına sahip değilse, bilinçli bir yemek yeme düzeni varsa, kinestetik gelişimi konusunda ( Hoplamak, zıplamak, ip atlamak, koşmak gibi… ) kendisini sıkıntıya sokacak herhangi bir engeli yoksa, engelli bir birey için; seçeceğiniz okul çocuğunuzun engeline yönelik olarak sizi tatmin edecek geniş imkanlar sunuyorsa, cocuğun geçmiş yaşantısında okul ve okula karşı herhangi bir fobisi yoksa ve sizler cocuğunuzun okula uyumu konusunda endişe etmiyorsanız tabiki 72 ayı ve üstünü beklemek gibi bir zorunluluğunuz yok. Elbette ideal olanı 72 ay ve üzeri okula gitme yaşıdır.Yapmanız gereken tek şey çocuğunuzu çok çok çok çok iyi tanımak. Her koşul ve olayda tepkilerini ve duygularını tahmin etmek ve bu doğrultuda karar vermek.

 

Şimdilerde özellikle kolejlerin ve özel okulların kayıt dönemi olduğu için çocuğunu okula başlatmayı veya başlatmamayı düşünen, okula başlama yaşı ile ilgili kafa karışıklığı içinde olan  velilerimiz için bu yazımı ve naçizane kendi düşüncelerimi paylaşmak istedim. Yazı siz değerli velilere bu önemli konuda rehber olma amacı güdülmeden yazılmıştır…
Bunlar sadece bir öğretmen olarak benim yaşadıklarım ve fikirlerimdir.

Çocuklar bizim geleceğimiz… Her yönüyle sıkıntı yaşamadan iyi bir eğitim almaları en temel dileğimiz… Küçük kuzuların şansları bol yolları açık olsun.

okula başlama yaşı

(Yukarıdaki resimde bu eğitim-öğretim yılının okula başlama yaşıyla ilgili genel bir bilgi mevcuttur… Önümüzdeki yılın neler getireceğini maalesef şimdiden öngöremiyoruz.)

S.C.Altuğ
Okuyan ve Okutan Anne : Çınar’ın Annesi
İşini Seven Bir Sınıf Öğretmeni

 

Okuyan ve Okutan Anne : Çınar'ın Annesi'nin fotoğrafı.