Prematür hikayeleri: Can ve Burçin'in mucizesi

 

Toplumda prematüre doğum ile ilgili farkındalık yaratmak, prematür doğum yapmış anne babalara ilham ve cesaret vermek amacıyla başlattığım prematür hikayeleri yazı dizimizin ikincisi ile karşınızdayız.

Miladını, oğlu Can’ın doğumu olarak gören ve kendini Can’dan önce ve Can’dan sonra olarak tanımlayan bir prematür annesi Burçin Tuğlular. 640 gram ve 25 hafta doğan Can’ın hayata tutunuşunun hikayesini anlattı bize.
 Bize biraz CAN’dan önceki Burçin’den bahsedebilir misin?

 CAN’dan önceki Burçin’i çok net hatırlayamıyorum bile… Sadece kağıt üzerinde bildiklerim var ve insanların anlattıkları.

Kağıt üzerinde bildiklerim:

–          bilgisayar mühendisi

–          başarılı bir iş kadını

–          evli bir aşık

–          en evcimen ve duygusal versiyondan bir yengeç burcu

Anlatılanlar:

–          mükemmeliyetçi

–          sabırsız

–          iddialı

–          aklına koyduğunu yapan

–          azimli, güçlü bir insanmışım…

 

CAN’dan sonraki Burçin nasıl biri?

CAN’dan sonra artık Burçin yok sanki, sadece CAN’ın annesi var. İlk başlarda sürekli endişe eden, gözyaşları ve sinir krizleri arasında gidip gelen bir insan. Şimdilerde nefes almayı yeniden öğrenmeye çalışan, gelgitler içinde bir kadın…

Bize doğum hikayeni anlatabilir misin?

Hastaneye gittiğimizde doğumun başladığı kesinleşti. Durdurmak için her türlü müdahale ile birlikte olası bir doğum için gerekli tedbirler alındı. Gerçekten de sancılar ve kasılmalar durdu. Sabah olduğunda durum oldukça sakindi. Ortak görüş hamileliğimin kalanını hastanede geçirmem yönündeydi. Ben hiç dert etmedim, hemen bir oda ayarlandı ve ben güzelce yerleştim. Ama bu saadet sadece 3 gün sürdü. Kasılmalar yeniden başladı ve durdurulamadı. “CANcım, bebeğim ne olur daha çok erken, ne olur daha değil” diye ağladığımı hatırlıyorum.

CAN 25+0’da 650 gram bir bebek olarak, 0+4 apgar skoru ile doğdu. Onu bir an için olsun göremedim bile, hemşire bir örtüye sarıp götürdü. Doğmaması için sonuna kadar mücadele etmeme rağmen, doğduğu an rahatlamıştım, O iyi olacaktı. Doğumdan 8 saat sonra süt sağıyordum ve ertesi gün CAN’ı yenidoğan yoğun bakımdaki küvözünde görmeye gittiğimde kimse Onun annesi olduğuma inanamamıştı.

İlk günler nasıldı?

CAN’ı ilk gördüğümde tek kelimeyle mükemmel bir bebek olduğunu düşündüm. Çok küçük, hatta minyatür boyutlardaydı, ne kadar küçük olduğunu görmeden hayal etmek bence gerçekten imkansız, ama her şeyi tamdı. Tabi ki solunum cihazına bağlıydı ve tabi ki damardanbesleniyordu. Onu çok kısa süreli görebiliyordum. Onun için tek yapabildiğim şey düzenli süt sağmak ve hastaneden bildirilen gereksinimleri karşılamak için koşuşturmaktı.

prematür

O günlerin nasıl geçtiğini ancak yaşayan bilir. Ama günle gecenin ayırdının kaybolduğu, hayalle kabusun el ele dolaştığı, insanın her şeyi en uçlarda yaşadığı, bir şeylerin hep eksik kaldığı, ümitle ümitsizliğin diz dize oturduğu günlerdi onlar…

CAN kaç gün kaldı küvözde? İlk ne zaman kucağına aldın, ne hissettin?

CAN’ı kanguru bakımı için 63. gün ilk defa kucağıma alabildim… 1,5 saat göğsümde uyumuştu ve ben ona bir zarar veririm diye nefes bile almadığımı hatırlıyorum. Onun o minicik çıplak bedeninin tenimdeki yansımasını tarif etmem mümkün değil… Sonrasında yeniden kötüleşti CAN ve 143 günlük hastane macerasının 82 gününü solunum cihazına bağlı geçirdi. Son 2 haftasını ise birbirimize alışmamız için yenidoğanın içinde bir odada yaşadık. İlk defa anne-baba-çocuk…

Hastane günlerinden biraz bahsedebilir misin?

CAN çok fazla sağlık sorunu yaşadı. Akciğer kanaması, PDA, çift taraflı patalojik femur kırığı, invajinasyon, ROP, BPD, sayısız sepsis… Bu süreçte bağırsaklarından ve gözlerinden ameliyat olmak zorunda kaldı, bacakları alçıya bile alındı… Her yeni gün yeni bir macera gibiydi. Günü gününe, saati saatine uymayan, inişli çıkışlı bir maraton. Bir gün kanguru bakımı yaparken, diğer gün tekrar solunum cihazına dönülen, mutluluk göz yaşlarına hüznün karıştığı bir yolculuk.

Doktorları, temel unsurun CAN olduğunu, sadece O mücadele ettiği sürece Ona destek olabileceklerini söylerlerdi. Ve benim minik savaşçım hep mücadele etti, bir şekilde hayatta kalmayı başardı.

O ilk günlerde en çok kimin desteğini/kösteğini gördün?

Çevremdeki herkes kendi en iyi bildiği şekilde destek olmaya çalıştı, biliyorum. Ama benim hayattaki en büyük şansım ailem ve eşim, onlar hep yanımdaydı. Ağlasam da, bağırsam da, vaz geçsem de, savaşsam da onlar hep bana inandı. Ben de CANa inandım ve bir şekilde birlikte ve ayakta kaldık.

Mevcut yenidoğan yoğun bakım sistemi hakkında ne düşünüyorsun?

Çocuk hastanesinin genelinde ama özellikle yenidoğan servislerinde medikal ekip ile hasta yakını arasında bir ara kadroya ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Yenidoğan ekibi çok yoğun ve hayati bir süreci zamana karşı yönetmeye çalışıyor. Bu arada yavrusu için yanıp tutuşan ama sistemin dışında bir ebeveyn gerçeği var. Yenidoğan ekibinin zamanı ve sabrı hem hastayla hem yakınıyla ilgilenmek için çok sınırlı.

Hatta bu ara kadronun hasta yakınıyla benzer tecrübeler yaşamış birilerinden oluşması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü ancak o zaman gerçek anlamda karşılıklı bir güven ve anlayış üzerine bir ilişki kurulabilir. Ve böylelikle bu sürecin yükü hem hastane ekibi hem de hasta yakınları için biraz olsun hafifletilebilir diye umuyorum.

Bir anne olarak senin gördüğün eksikler neler?

Tüm kaynaklar çok sınırlı: insan kaynağının yanı sıra küvöz, ventilatör, monitör gibi ana ekipmanlar, özel ilaçlar ve kaliteli sarf malzemelerine erişimin kısıtlı olduğunu düşünüyorum.

prematür

Doktorlara/sağlık çalışanlarına söylemek istediğin bir şey var mı?

24-25 haftalık dahi olsa prematüre bebeklerin sağlıklı bir yaşam şansı olduğuna inananların sayısının artmasını ve bunun için büyük bir aile olarak mücadele edilmesini diliyorum. Bu süreçte her girişimin, her dokunuşun, her bakışın çok önemli olduğunu ve hayat boyu taşınacak izler haline gelebileceğini hatırlamayı çok önemsiyorum…

Can ve Burçin’in detaylı hikayesine http://icanim.blogspot.com/ adresinden  ulaşabilirsiniz.

Burçni’i twitterdan takip edebilirsiniz.

9 comments

  • Eylül'ün annesi

    Guzel bir yazı olmasına rağmen sonuç kısmının eksik olduğunu düşünüyorum. Can’ın şu anki sağlık durumuyla ilgili hiç bilgi sahibi olunamıyor.

    • Güncel Anne

      Haklısınız. Çok yakında devamını kaleme alacağım

  • Burcin Tuglular

    “Paylaşmak yükü hafifletir”, derler 🙂

    Teşekkürler,

  • Deniz YARARBAS

    ‘Ben olsam yapamazdım, dayanamazdım…’ dediğim bu hayat hikayesinde; CAN’ımın hayatta kalma mücadelesi, kelimelerin kendisini tanımlamaya yetemeyeceği ABLAM’ın cesareti ve azmi herkese örnek olmalı, herkes kendine pay çıkartmalı…. Sizi çoookkkk seviyorum!!! Iyi ki varsınız…

  • nazan

    gercekten yasadıklarınız cok zor seyler… bunu 28.haftamda 750grm bir preye sahip odgum için biliyorum.biz dünyadaki en özel ve en güçlü bebeklerin en mükemmel anneleriyiz.sizide tbr ediyorum bu sadece canın değil önce rabbimin sonrda sizin mucizenız.oglunuzu bolca öpüyorum sevgiler…

  • Tanla

    Can’ın hikayesini çok ama çok duygulanarak okudum. Burçin seni ve Can’ı kucaklıyorum. Mücadelenizi yüreğimin ta derinlerinde hissediyorum. Mucize Can’a sizlerle beraber harika bir yaşam diliyorum.
    Bu arada benim de oğlumun adı Can.
    Can’dan Can’a öpücükler…

  • aysel ayber

    Burçin hanım annenizin eski bir arkadaşıyım.Öykünüzü uzaktan duyuyordum.Okuyunca çok etkilendim …..İnsanlar 3 ay uykusuz kalınca şikayet ediyor…CAN mucize bir çocuk anne baba sayesinde yüzündeki mutluluk güzellik o çok büyük sevgiyi yansıtıyor mutluluğunuz hep artsın

  • deniz gunes aydogan

    Benim de kizim premature 32 haftalik 1.680 gram dogdu. O zamanlari hatirladim yazinizi okuyunca, yasayacak mi olecek mi dusuncesiyle gecti ilk iki yil. Biz solunum cihazi kullanmadik 15 gun kuvozde 3 gun besikte yattiktan sonra eve taburcu olmustuk. Cok sukur berenin hicbir saglik sorunu olmadi su an 4 yasinda.simdi ikinci hamileligimin 28.haftasindayim , erken dogum tehlikesi yasiyorum ve yazinizi okuyunca icime su serpildi eger tehlike gerceklesirse yasama umudu var. Cok gecmis olsun, o gunler geride kalmis cok sukur fotodan anlasildigi kadar . ben de sizi bol bol opuyorum guzel gunler var onumuzde insallah…

  • Gül

    Benimde kizim 28+1 haftasinda dogdu ve hayata 900 Gr basladi. Bizde 2 ay 15 Gün hastanede kaldik. Benim savasci prensesimde Can gibi savasti vede kazandi. Burcin Hanim sizi cok iyi anliyorum, yasamayan nekadar yasayanin hikayasini dinlesede bizim yasadiklarimizin yarisini bile anlayamaz. Cana uzun ömürler diliyorum.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir