Prematüre Hikayeleri: Ayşe Nur ve Berk

Prematüre Hikayeleri için bu kez, gebelik döneminde yaşadığı zor günlerin ardından 34 haftalık oğlu Berk’i kucağına alan Ayşe Nur ile söyleştik. Afyonkarahisar’da yaşayan bir avukat olan Ayşe Nur bize  hastahanede geçen sıkıntılı hamilelik günlerinin ardından kavuştuğu oğlu Berk’i  ve doğum hikayesini anlattı.

Bize biraz kendinizden  bahseder misiniz?

Güncel anne takipçilerine ve Prematüre Hikayeleri okurlarına merhaba, ben Afyonkarahisar’dan Ayşe Nur Karayel. Afyon merkezde avukatım, aynı zamanda Süleyman Demirel Üniversitesinde tezli yüksek lisans yapıyorum. Eşimle evleneli bir yıl oldu.

 

Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde neler hissetiniz?

Eşimle evlendiğimizde hemen bebeğimiz olsun istedik ama ne yalan söyleyeyim etrafımızda o kadar bebek sahibi olmak isteyip de yıllardır sahip olamayan arkadaşlarımızı görünce insan ister istemez acaba bebeğim olacak mı sorusunu aklına getiriyor. Sabah yükseklisans dersine giderken eşimle hastaneye uğrayıp kan örneği bırakmıştık. Derste aklım hep sonuçtaydı. Sonucu aldığımızda hemen eşimin Kadın Doğum Uzmanı kuzenini aradık. O bize yorumladı, evet hamileydim. Bir anda “eyvah nasıl anne olcam” demeye başladım. Hayatımı gözden geçirmeliyim. Anneliği hakkıyla yapmalıyım diye geçiriyordum . Sonra annem geldi aklıma.. Onun kadar fedakar onun kadar mükemmel bir anne olabilir miydim acaba . Nasıl bir hamilelik geçireceğimi düşünüyordum ki çok düşünmeye vakit kalmadan hamilelikte görülebilecek neredeyse tüm sıkıntıları daha ilk günlerden itibaren yaşadım..

 Prematüre hikayeleri

Nasıl bir hamilelik geçirdiniz?

ilk 4 ay kabus gibiydi. Çok fazla bulantılarım oldu, günlerce su dahil hiç bir şey yiyip içemedim. Nerdeyse sürekli hastaneydik. Serumla besleniyordum. Değil yemek yemeye, yemek kelimesi geçtiğinde bile bulantılarım oluyordu. 3 ay mutfağın kapısından içeri giremedim. Eşimle en güçlü aspiratörden aldık. Sürekli açık bırakıyorduk. Ofiste çalışanların parfüm deodorant kullanmasını yasakladım.(Sağolsun hepsi katlandı nazıma, Afyonun soğuğunda pencereleri hiç kapattırmıyordum.) 16 hafta süren bulantılarım bu haftanın sonunda azalmıştı. Artık kendim mutfağa girebiliyordum. Aperatif yemekler hazırlayabiliyordum. 20. haftadan sonra çok yorgunlaşıyordum. İşten gelince sadece uyuyordum. Ağrılarım vardı hatta dayanılmaz dereceydi. Doktorum ağrılarımı normal karşılamıştı. Hamileliliğin rahat dönemi çok sürmedi. Günden güne yorgunluk halsizlik artarak devam etti.

 

Bize biraz doğum hikayenizden bahseder misiniz?

O gün adliyede iki duruşmam vardı, ilk duruşmaya girdim ancak ikinci duruşmam öğleden sonraydı. Öğleden sonrayı bekleyemeyecek kadar midem ağrıyordu. Hasımsız bir duruşma olduğu için yani karşı tarafta kimse olmadığı için hakim beyden duruşmanın saati gelmeden almasını rica ettim. İlk kez böyle bir ricada bulundum. Salondaki meslektaşlarım ve hakim bey talebimi kabul etti. Adliyede işler bitmişti ama benim ofise gidecek halim yoktu. 29 haftalık bir gebe olarak aklıma hiç doğumun başladığı gelmemişti. Ofisi arayıp akşam geleceğimi söyledim. (Ofisimiz geceden sabaha kadar açık desem mübalaa olmaz.) Eve gidip dinleneyim dedim ama ağrı artıyordu. Dedim ya aklıma hiç doğum gelmiyor. Galiba evrak çantam biraz ağırdı, belimi ağrıttım diyordum kendi kendime.. Eşimi aradım hemen eve geldi, bana yemek hazırladı , dr u aradık sekreteri bugün çok yoğunuz sonra gelin dedi. Ardından ağrılar geçmeyince tekrar aradık. Hasta arasında bakabiliriz dedi. Dr, ultrasonla bebeğe baktı. Gayet iyi dedi. Mide ağrılarımı reflüye bağladı, bize mide için şurup yazdı tam gidiyorduk ki bir de nst ye bağlayalım dedi. Nst ye bağlandığımda ters giden bir şeyler var ama ne olduğunu anlayamadım. Hemşire doktoru çağırdı. Doktor, doğum başlamış sancılar çok düzenli dedi. İşte o an öleceğim sandım. Bebeğim henüz 29 haftalıktı ve 1600 grdı. Sadece ağlıyordum. Eşim beni sakinleştirmeye çalışsa da işe yaramıyordu. O da çok küçük diyordum. Takipte olduğumuz doktor bebeğim küçük olduğu için doğumu yaptırmak istemedi. Bize hemen Araştırma Hastanesine gidin dedi. Araştırma hastanesi, boş küvöz olmadığını o yüzden bizi kabul edemeyeceklerini söyledi. Bir kez daha yıkılmıştım. Geriye tek bir seçenek vardı. En yakın ile Denizliye gidecektik. Tam giderken bizim için bir mucize gerçekleşti. Araştırma hastanesinde boş bir kuvöz olduğunu gelebileceğimizi söylediler. Yarım saatlik yolu 5 dka da almıştık ama ilk kez araştırma hastanesine gittiğimiz için yanlış kapıdan girmişiz. Kadın doğum servisini bir türlü bulamıyorduk. Gördüğümüz her kişiye doğumhaneyi soruyorduk. İlerde diyordu… Hastanenin içinde kilometrelerce yürüdük galiba… O esnada eşimin arkadaşıyla karşılaştık, bize eşlik edip doktorların yanına götürdü. doktorlar eşimi ve arkadaşımı çıkardı. Beni doğum haneye aldılar. Eşimden ayrılmak hiç bu kadar zor olmamıştı. Etrafımda tanımadığım insanları kıskanıyordum. Çok farklı bir duyguydu, onlar 40 haftalık ve doğum için gelmişti.. Onlar bir an önce sancıların artıp doğumun gerçekleşmesi için dua ediyordu bense sancının hafiflemişi için… Saatler sonra eşim de akademik personel olduğu için doktorları bir iki dk ikna etmeyi başarmıştı.Hasta bakıcı cep telefonumu getirdi. Eşim ve tüm arkadaşlarım hastaneydi. Eşimle konuşmak beni biraz rahatlatmıştı.

fotograf (3)

 

Gece yarısı birden sancılarım kesildi. Dualarım kabul olmuştu. Ama doktorlar 5 cm rahim açıklığıyla en fazla 2- 3 gün doğumu geciktirebiliriz demişlerdi. Akciğer geliştirici iğnenin etki göstermesi için 48 saate ihtiyacımız vardı. Ve ben her geçen dakika için şükrediyordum. 2 gün 3 gün 4 gün derken biz oğlumla yeni bir mucizeye doğru gidiyorduk. 30, 31, 32, 33, 34. haftayı geride bırakmıştık. O esnada hastanede ayaklarım havada kıpramadan yatıyordum. 34. haftaya geldiğimizde enfeksiyon riski de olduğu için doktorum ilaçları keselim. Artık doğum başlasa da olur dedi tabir yerindeyse.. İlaçlar kesilince 34 +6. günde doğum başladı. Bu esnada 120 şişe serum, günde 10 hap, gün aşırı bir iğne ve haftalık bir iğne yapıldı bana. Doktorlara göre bu bebek mucizeydi. Benim mucize bebeğimdi. Doğum gerçekleşmişti. Çok isteğim gibi normal doğum yaptım. Bebeğimi ilk ben kucağıma aldım. İlk ben kokladım. Ama bebeğim ağlayamadı. Onca akciğer geliştirici iğneye rağmen akciğerleri açılmamıştı. Bebeğimi o gece kuvöze aldılar, bizi de bir gün sonra hastaneden taburcu ettiler..

 Ayşe Nur ile söyleşimize kaldığı yerden devam edeceğiz. Prematüre Hikayeleri‘nin tamamına şuradan ulaşabilir, siz de Prematüre Hikayeleri’ne  katılmak isterseniz buraya mail atabilirsiniz.