Prematüre hikayeleri: Gülenay ve Çınar

Gülenay ve onun 29 hafta, 1440 gram doğan kahramanı Çınar’ın öyküsü ile prematüre hikayeleri  kaldığı yerden devam ediyor. Gülenay, maceralı ve zorlu bir hamilelik sürecinin ardından bir üniversite hastanesinde dünyaya getirmişti oğlu Çınar’ı. Gülenay ve Çınar’ın hikayesinin ilk bölümüne buradan ulaşabilir, diğer prematüre hikayelerini şuradan okuyabilir, siz de hikayenizi bizimle paylaşmak isterseniz buradan mail atabilirsiniz.

prematüre hikayeleri

Bebeğini gördüğün o ilk günden bahsedebilir misin bize?

İlk gün çok mutluydum. Nasıl olsa solunum yapmıştı diye, sezeryanlı olduğum için görmeme izin vermediler ilk gün. Ertesi gün görmeye gittim. Elektrikler kesikti ve yenidoğan ünitesi en üst kattaydı. 4 katı eşim ve annemin desteğiyle çıktım.Bebeğim için ricamızı kabul edip yoğun bakım ünitesine aldılar bizi , görünce şoka girdim. Donup kaldım resmen ağzımdan tek bir kelime çıkmıyordu. Hareket edemiyordum. Tepki veremiyordum.Kocaman küvözün bir köşesinde minicik bir beden var olma savaşı veriyordu. Her yerinde aletler, göstergeler , hortumlar vardı. Neden sonra ağlamaya başladım. Ben ağlayınca yoğun bakım hemşiresi yanıma gelip üzüldüğünüzü hisseder, konuşun onunla güzel şeyler söyleyin dedi. Ben konuşmaya başladığım anda kalp atışları ve nabzı hızlandı, göstergelerdeki değerler değişti. Gözlerini açmak için kendini inanılmaz zorladı ama başaramadı uykuya teslim oldu. Oğlumla ilk karşılaşmam böyleydi.

Hastane günleri nasıl geçti?

Sonra 40 gün kaldı küvözde her gün farklı telaşlar farklı sıkıntılarla… Fakülte hastanesinde bebeklerin hepsi bir arada kaldıklarından anne için konaklama imkanı yoktu. Sabah erkenden gelip akşama kadar ayakta ya da yer bulduğumda 2 kanepeden birinde oturuyordum. Devamlı süt sağıp getiriyordum. Emzirmeye çalışıyordum ama öyle güçsüzdü ki beceremiyordu. Bu ilk günlerde eşim ve ailemin özellikle de annemin desteği beni kendime getirdi. Şifa benim düşüncesini beynime kazıdım. Bebeğimin dermanı benim sütüm, sevgim ve şefkatim… Bu düşünce beni ayakta tuttu.

Bebeğini ilk kucağına aldığın anı hatırlıyor musun? Ne hissetmiştin?

İlk kucağıma aldığım anı hatırlıyorum. Yaklaşık 1 hafta sonraydı, tutamam dedim ama hemşire yaparsın diyerek verdi elime. O kadar küçüktü ki;bir yerini kırarım zarar veririm diye korktum önce… Sonra onun mis kokusunu içime çektim ve bir an hiç bırakmak istemedim. Ama solunum sıkıntısı yaşayabilir diye hemen elimden alıyorlardı.
prematüre hikayeleri
Bebeğin hastanedeyken senin de motivasyonun çok önemli. Neler yaşadın o dönemde?
Sezaryanlıydım, lohusaydım ve travmatik bir doğum yapmıştım. Beni rahatlatan tek şey erken doğum yapan annelerin yüreklendirici sözleriydi. Duymak istemediklerimse  olumsuz örneklerdi ve maalesef böyle densiz insanlarda etrafta mevcuttu. Onun dışında matür çocuk servisinin önünden geçmek istemiyordum. Hamile görmek istemiyordum. Hamileliğe dair tüm kıyafetlerimi atmak istedim, annem engelledi. Kendimi başarısız bir hamilelik geçirdiğime inandırmıştım.
Mevcut yenidoğan yoğun bakım sistemi hakkında ne düşünüyorsun?Bir anne olarak  senin  gördüğün eksikler neler?
Çınar’ın yattığı  yenidoğan ünitesinde görev yapan tüm hoca, uzman doktor, asistan ve hemşirelere binlerce kez teşekkür ediyorum. Çocuğumda emekleri çok. Tek isteğimiz annelere de daha iyi imkanların sağlanabilmesi. Anne için psikolojik destek veren bir rehberlik servisi de bence düşünülmesi gereken hususlardan. Hatta en büyük eksik diyebilirim. Bir prematüre annesi olarak beni en çok yoran şey kendi psikolojim oldu, en ufak bir hastalıkta en kötüsünü düşünüp erken doğum yapma sebebine bağlıyordum. Kendimi suçluyordum. Dediğim gibi anne iyi olmalı ki bebeğine faydalı olabilsin.
Açıkçası fakültede doğum yapmanın rahatlığı çok başka… Biz düşünmeden hocalar ilgili kontrollerini yapıyorlardı. Özellikle ROP muayenesi aslında kabus bir muayene ancak önemini kavrayınca ROp gününü iple çeker olmuştuk. Bu konuda ciddi bir uzman sıkıntısı mevcut. Benim yaşadığım şehirde 2 kişi benim bildiğim diğer illeri bilmiyorum. Aynı şekilde çocuk kardiyoloğu da sıkıntı. Sadece bir tane kardiyoloğumuz mevcut. Çocuk hastalıkları uzmanları ve özellikle çocuk nörolog, kardiyolog ve göz dalında ROP muayenesi yapan hekim sayılarımız erken doğum oranına bakınca son derece yetersiz.
 Erken doğum son derece sık rastlanılan bir durum olduğu için yenidoğan üniteleri ve çalışanları gerek devlet gerekse özel hastanelerde de arttırılmalı diye düşünüyorum. Şehir itibarıyla  bizler kadar şanslı olmayanları, ambulansla bebekleri getirilirken kaybedenleri duydukça yüreğim dağlanıyordu.
prematüre hikayeleri
Biraz Çınar’dan  bahsedelim. Nasıl bir çocuk neler yapmaktan hoşlanıyor?
 Çınar  geçtiğimiz hafta 3 yaşını bitirdi. Gayet sağlıklı, bilinçli, gelişimi normal seyreden bir çocuk ROP muayeneler. nöroloji ve kardiyoloji muayeneleri ilk 2,5 yıl düzenli yapıldı. Şu an her şey yolunda. Sadece hassas bir bünyesi var ve çabuk hasta oluyor. Onun dışında bir de alerjik astım hastası.
Çınar’ın  fiziksel/ zihinsel/ sosyal ve psikolojik gelişimini desteklemek için neler yaptınız?
Sağlığı ve beslenmesi konusunda titizlenen bir anneyim ama artık bazı konuları abartmayı bıraktım. Bolca konuşup kitap okuyor ve geri kalan zamanlarda da doyasıya oynamasına müsaade ediyorum. Terler hasta olur vb. endişeleri atlattım çok şükür. Bu yol zorlu ama başarıya giden bir yol, yeter ki anneler kararlı olsun ve gerek sütlerini gerekse sevgilerini doyasıya versinler .
Gülenay’a bu duygu dolu sohbet için çok teşekkür ediyorum.