İlkokula başlamadan okuma yazma öğretmek

 

Bu sene anasınıfındaki son senemiz. Bundan yaklaşık iki yıl önce Çağın için gitmekten mutlu olacağı, eğlenebileceği bir okul ararken çok zorlanmıştım. Pek çok okul gezmiş, uzun uzun düşündükten sonra şu an devam ettiği okulda karar kılmıştım.

 

Okul için araştırmalarımı yaparken farklı olduklarını, çocuklara değer verdiklerini iddia eden pek çok okulla ve yönetici ile tanıştım. Yemekhanede çıkan yemeği yemeyen çocuklara adana kebap ısmarlayanlarla, liseden yeni mezun genç kızları anaokulu öğretmeni diye yutturmaya çalışanlarla karşılaştım.

Bu tek tek gezdiğim okulların arasında birisi vardı ki beni hayretler içinde bırakmıştı. Adana’nın çok meşhur ve saygın ailelerin çocuklarının devam ettiği, yıllardır var olan bir okul öncesi kurumuna önceden randevu alarak gitmiştim. Görüşmeye gittiğim ve okulun hem kurucusu, hem müdürü hem de kendi ifadesi ile yılların eğitimcisi olan hanımefendi bana okullarına devam eden öğrencilerin hepsine ilkokula başlamadan önce okuma yazma öğrettiklerini, böylece bu çocukların ilkokul birinci sınıfta hiç zorlanmadıkların anlatmıştı. Aynı zamanda ilkokul öğretmeni de olan bu müdire hanım kendi yetiştirdiği çocukların Adana’nın en başarılı ve harika öğrencileri olduğunu da eklemeden duramamıştı. Anlattığı şeyleri sakince dinleyip, bu çok popüler anaokulundan arkama bakmadan uzaklaşmıştım. Zira okul, bir okul öncesi kurumdan ziyade TEOG’a öğrenci hazırlayan bir dershane izlenimi uyandırmıştı bende. Okula başlamadan okuma yazma öğretmek gereksiz bir yaklaşımdı.

Bence okuma yazma öğretme işi ilkokulların işiydi ve öyle de kalmalıydı. Anasınıfları ve anaokulları çocukların bolca oyun oynadıkları, eğlenerek öğrendikleri ve sosyalleştikleri yerler olmalıydı diye düşünüyordum. Ve hala da öyle düşünüyorum.

Nitekim ikinci dönem verdikleri sesli harfleri saymazsak eğer Çağın’ın okulunda ilk yıl okuma yazmaya yönelik hiç bir çalışmada bulunmadılar. O sesli harfleri de çeşitli oyunların içinde öğrettiler: ‘’A ile başlayan şeylerin resmini çizelim, E harfi ile başlayan eşyaları söyleyelim.’’ gibi. Geçen sene okula alışma sürecini atlattıktan sonra çok eğlenceli bir yıl oldu Çağın için.

Bu yıl ise okula daha büyük bir keyifle gittiğini, arkadaşları ile aralarında daha güçlü bir bağ kurulduğunu gözlüyorum. Geçen sene nerede ise bir dönem süren sabah mızmızlıkları yok bu sene. Her dersten, her atölyeden ayrı ayrı zevk alan bir çocuk var bizim evde. Bu sene geçen seneden farklı olarak okuma yazma alıştırmaları yapıyorlar sınıfta. Ben hala buna gerek olmadığını düşünsem de o bayılıyor yazı yazmaya. Hatta bazı akşamlar hızını alamayıp evde duvarındaki tahtada okulda öğrendiklerini tekrarlıyor.

Öğretmenine ve okul idaresine sorduğumda bu çalışmaların anasınıflarında Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatı gereği yapılması gerektiği yanıtını aldım.   Ama ben gene de okuma yazma alıştırmaları yapılmasındansa biraz daha çok oyun oynamaları taraftarıyım. Bu çocuklar zaten önümüzdeki yıldan itibaren acımasız bir çarkın içine girecekler. Her gün yorgun argın okuldan gelip, apar topar yemeklerini yiyip hiç nefes alamadan ödevlerinin başına oturmak zorunda kalacaklar. Bence bırakalım bu yıl biraz daha fazla oyun oynasınlar. Sınıfın içinde o harfleri öğrenmeye çalışacaklarına bahçede koşsunlar, daha çok resim yapsınlar.

Erken çocukluk dönemi eğitimine yönelik araştırmalar, çocuklara okuma yazma öğretmenin uzun dönem kazanımlarına yönelik elimizde bir kanıt bulunmadığını söylüyor. Oysa okul öncesi dönemde bolca oyun oynamanın, öğrenmeyi pozitif yönde desteklediği kanıtlanmış durumda.

Bence beş yaşındaki bir çocuk için ’A’’harfini tanıması, ‘’B’’ harfini kusursuz olarak yazmasından daha önemli olan şey, özgürce resim yaparken renkleri nasıl kullandığı veya blok alanında oynarken arkadaşları ile nasıl işbirliği yaptığıdır. Çocuklarımızın daha çabuk okuma yazma öğrenmeye değil, daha çok oyun oynamaya ihtiyaçları var. Okuma yazma bir sene sonra da öğrenilse olur. Siz ne düşünürsünüz bu konuda sevgili Güncel Anne okurları?