Taksim Gezi Parkı'nın düşündürdükleri

Twitter  sayesinde haberim oldu benim de. Önceki gece Taksim, Türkiye’deki son zamanların en geniş katılımlı çevre hareketine şahit oldu:

Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi çerçevesinde, Taksim Gezi Parkı’ndaki asırlık ağaçların sökülüp yerine 10 katlı apartman yüksekliğinde bir alışveriş merkezi ve kışla yapılması planlanıyor. Ve ilk ağaçların sökülmeye başlamasıyla  nefesine, yeşiline, çocuklarının geleceğine sahip çıkmak isteyen pek çok İstanbullu yıkımı durdurmak için Taksim Gezi Parkı’nda nöbet tutmaya başlıyor.  Sadece çevre aktivistlerinden oluşmuyor  Gezi Parkı’ndaki yıkıma engel olmaya çalışan grup; aralarında milletvekili, gazeteciler, sanatçılar, anneler, dedeler,  semt sakinleri de var. Hep birlikte yeşillerine sahip çıkmaya çalışıyorlar. İki gün ve gecedir oradalar.

Amaç İstanbul’u dünya kenti yapmakmış. İstanbul sadece avm leri koca koca binaları geniş yayalaştırılmış meydanı var diye mi dünya kenti olacak?  Bir kenti dünya kenti yapan; tarihi, alt yapısı, duyarlı insanları, yeşili ve mavisidir. Var olan yeşili genişletmek, yeni yeni park alanları yaratmak varken niye ağaçları söküyoruz anlam veremiyorum. İnsanoğlu ne kadar meraklı güzellikleri bozmaya. İstanbul’da değilim ama olsaydım Gezi Parkı’nda olmayı çok isterdim kuşların ve karıncaların evi olan o ağaçlar için. Sadece orada kesilen ağaçlar için değil;  insanoğlunun her girdiği yerde mahvolan doğa için, çocuklarımıza yedirmek zorunda kaldığımız GDO lu gıdalar için, yüzemediğimiz denizler, yiyemediğimiz balıklar için…

Bir anne olarak, oğlumun çıplak ayaklarıyla betona değil çimlere basmasını istiyorum. Sırtını koca koca meşe ağaçlarına dayayıp otursun istiyorum. Okul çıkışı bir çınar ağacının gölgesinde uzansın istiyorum. İşte bu yüzden ben orada değildim ama oradaki herkese teşekkür ediyorum. Ağaçların ve çocukların sesi, nefesi oldukları için.